24 Ocak 2012 Salı

Vurulduk ey halkım.Unutma bizi...


Dağ gibi, karayağız birer delikanlıydık.Babamız, sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.
Arabalar sırıl sırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken bizler bir mum ışığında bitirdik kitaplarımızı. Kendimiz gibi yasayan binlerce yoksulun yüreğini yüreğimizde yaşıyarak katıldıkk o büyük kavgaya. Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık,
Vurulduk ey halkım unutma bizi…
Yoksullugun bükemedigi bileklerimize celik kelepceler takıldı. Iskence hücrelerinde sabahladık kac kez. Isteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren senetler gibi kullanırdık. Mimardik, mühendistik, doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız, arabalarımız olurdu. Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı.Yaşamımızın en güzel yıllarını, birer taze cicek gibi verdik topluma.Bizleri yok etmek istediler hep.
Öldürüldük ey halkım, unutma bizi.
Fidan gibi genc kizlardık. Hayat, şakırdayan bir şelale gibi akardı gözbebeklerimizden. Yirmi yaşında, yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında, iskencecilerin acımasiz ellerine terk edildik. Direndik küçücük yüreğimizle, direndik genc kızlık gururumuzla. Tükürülesi suratlarına karşı bahar cicekleri gibi. Utanmadılar insanliklarından, utanmadılar erkekliklerinden.
Hücrelere atildik ey halkım, unutma bizi…
Ölümcül hastaydık. Bağırsaklarımızz düğümlenmişti. Hipokrat yemini etmis doktor kimlikli iskencecilerin elinde öldürüldük acınmaksızın. Gelinliklerimizin ütüsü bozulmamıştı daha. Cezaevlerine kilitlenmis kocalarımızın taptaze duyularına, birer mezar taşı gibi savrulduk. Vicdan sustu. Hukuk sustu. Insanlık sustu.
Göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi…
Kanserdik. Ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi dolaşıyordu derilerimizde. Uydurma davalarla kapattılar hücrelere. Hastaydık. Yurt dışına gitseydik kurtulurduk belki. Bir buçuk yaşındaki kızlarımızı öksüz birakmazdık. Önce kolumuzu, omuz başından keserek yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak firlattik attık önlerine. Sonra da otuz iki yaşında bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz.
Öldürüldük ey halkım, unutma bizi…
Giresun´daki yoksul köylüler, sizin icin öldük. Ege´deki tütün iscileri, sizin icin öldük. Doğu´daki topraksız köylüler, sizin icin öldük. Istanbul´daki, Ankara´daki isciler, sizin icin öldük. Adana´da paramparca elleriyle, ak pamuk toplayan isciler, sizin icin öldük.
Vurulduk, asıldık, öldürüldük ey halkım, unutma bizi…
Bağımsızlık, Mustafa Kemal´den armağandı bize. Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen ülkemizin bağımsızlığı icin kan döktük sokaklara .Mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler, gizli emirlerle başlarımızı ezmek, kanlarımızı emmek istediler. Amerikan üsleri kaldırılsınn dedik, sokak ortasinda sorgusuz sualsiz vurdular.
Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım, unutma bizi…
Yabanci petrol sirketlerine karsi devletimizi savunduk, kominist dediler. Ülkemiz bağımsız değil dedik, kelepceyle geldiler üstümüze. Kurtuluş Savaşında emperyalizme karşı dalgalandırdığımız bayrağımızı daha da dik tutabilmekti bütün çabamız. Bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak istemediler.
Vurulduk ey halkım, unutma bizi..
Henüz cocukluğumuzu bile yasamamıştık. Bir kadın eline değmemisti ellerimiz. Bir sevgiliden mektup bile alamamıştık daha. Bir gece sabaha karşı, pranga vurulmus ellerimiz ve ayaklarımızla çıkarıldık idam sephalarına. Herkes tanıktır ki korkmadık. Içimiz titremedi hic. Mezar toprağı gibi taptaze, mezar taşı gibi dimdik boynumuzu uzattık yağlı kementlere…
Asıldık ey halkım, unutma bizi..
Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasinda vuranlar, agabeyimiz, babamız yaşlarındaydılar. Ya bu düzenin kirli çarklarina ortak olmuslardı, ya da susmuslardı bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün bile karşısındakilere bağırmamış insanlarin gözleri önünde öldürüldük. Hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına. Batı uygarlığı adına, bizleri bir şafak vakti ipe çektiler.
Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi…
Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi…! Bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarinda yankılanacak ey halkım, unutma bizi.
Özgürlüge adanmış bir top cicek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz, ey halkım, unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi, UNUTMA BİZİ ….

23 Ocak 2012 Pazartesi

Futbol'u Özledik

   Evet; futbolu özledik, futbol'un  güzelliklerini özledik. 3 Temmuzdan beri konuşulan konu futbol değil, futbol da yapılan şike, bu şike denilen iğrenç leke üzerimize yapışıp kaldı, buna birde süreci düzgün ve becerikli bir şekilde yönetemeyen bir futbol federasyonu da eklenince olay çok sulandı ve bugünkü şeklini aldı.Yurt içi bu halde iken imajını düzeltmek için uğraş veren, dik bir Türkiye sloganı olan ülkemiz, artık yurt dışında futbol = şike diye anılmaya başladı. Pazar günü akşamları televizyonda futbol ile alakalı tartışma programlarını açtığımızda golleri, ofsayt var mı? yok mu? hakem hatalarını...vs konuşurduk ama 3 Temmuz tarihinden beri  şike ve Aziz Yıldırım konuşuyoruz, federasyonu konuşuyoruz, cezaları konuşuyoruz...
   Artık bu süreç ve iğrenç şike olayı bana göre ülkemizi fazlasıyla meşgul etmektedir,etmiştir de. En kısa zaman da ne kara verilecekse verilsede bu olay kapansa ve futbolumuza dönsek. Anlaşılır gibi değil 58.Madde ortada, yaptırımlar ortada fakat yapılan bir şey  yok, pardon var; olayı sulandırmak, işte bu 3 temmuzdan bu tarafa iyi yapılıyor, bence 58.madde uygulansın, şikeye karışanlar net tespit edilsin ve bu adamlar ne kulüplere ne de stadyumlara yaklaştırılsın...
   Bir konuya daha değinip yazımı sonlandırmak istiyorum, geçtiğimiz hafta  bir futbolcuya kartopu atıldı ve futbolcu taraftarın attığı kartopu yüzüne geldiği için yere düştü,bu çirkinlik yetmezmiş gibi ,yerde yatan futbolcuya yine devamlı kartopu atmaya taraftar devam etti, yine aynı hafta içinde bir taraftar bıçaklandı ve hastaneye kaldırıldı hayati durumu tehlike içirsinde ,bu kadar mı merhamet duygumuzu yitirdik, kutuplaştırıldık ve rezilleştik. Artık yeter...

20 Ocak 2012 Cuma

Benim Babam


Zorlukların içinden gelmiş
Hayatta pes etmemiş,
iki kardeşi ile yetim imiş
Ama asla banamısın dememiş
Adam gibi bir adam
İşte o Benim Babam

Çelik gibi irade
Hayat boyu mücadele
Mangal gibi yüreği ile
Adam gibi bir adam
İşte o adam benim babam

Gaddarlık nedir bilmez
Kimseyi ezmez, ezdirmez
Para pula tamah etmez
Adam gibi bir adam
İşte o benim babam

Hayat boyu idealim
İnsanlığa işte bu diyerek gösterdiğim
Sırtımı yaslayıp tek güvendiğim
Adam gibi bir adam
İşte o benim babam

18 Ocak 2012 Çarşamba

Pet shoplardan köpek satın almayalım...


Pet Shoplardan evcil hayvan satın almayın!


Bluver çimin ne olduğunu bilmiyor.

Bluver oyuncağın ne olduğunu bilmiyor.

Bluver yumuşak bir yatağın konforunu bilmiyor.

Bluver onu çok seven biriyle kanepede uzanarak televizyon izlemenin neye benzediğini bilmiyor.

Bluver mahallede yürüyüşe çıkmanın ne anlama geldiğini bilmiyor.

Bluver tedavinin ne olduğunu bilmiyor.

Bluver sahiplerinin çok sevdiği köpeklerinin kulağına fısıldadığı hikayeleri bilmiyor.

Çünkü O bir Pet Shop annesi !

O hayatının 9 yılını (!) bir kafesin içinde geçirmiş ve Pet Shop'larda satılmak üzere yılda 2 kere yavrulatılmış bir İtalyan Tazısı.

Bu 9 yılın sonunda Bluver'a ne olmuş olabilir, hiç düşündünüz mü ?
... Tabii ki artık işe yaramayacağına karar verildikten sonra, imha edilmesi için başka bir kafese yerleştirildi.

Bluver kendisi gibi ölümü bekleyen diğerlerinden daha şanslı günündeydi ki; O'nu kafesten çıkaracak ve bundan sonraki hayatında kendisine arkadaşlık edecek müstesna insan ile karşılaştı.

Şimdi Bluver doğru dürüst yürüyemiyor, çünkü hiç yürüyüşe çıkmadı. Kulağının ve patisinin bazı bölümlerini soğukta donarak kaybetti. Ve sadece iki dişi var. Ama hala kuyruğunu sallıyor... 9 yıllık hayatında bilmediği herşeyi yavaş yavaş öğreniyor... Pencere, televizyon,mobilya hatta basamak. O'nun yeni hayatındaki adı "Adeline"

Şimdi size soruyoruz: Pet Shoptan hayvan satın almaya değer mi? Bluver sefalet içinde yaşayıp, artık işe yaramaz hale gelince bir paçavra gibi atılmayı haketti mi? İnsanlar istedikleri evcil hayvanı bir Pet Shop'ta bulduklarında kendilerini şanslı görebilirler. Ama arkasındaki sefaleti hiçbir zaman bilmezler.

Adelin milyarlarca pet shop annesinden birisi sadece. Bu kısa hikayeyi okuduktan sonra bile hala PET SHOP'tan Evcil hayvan edinmek istiyor musunuz ?

LÜTFEN bu sektördeki sefaletin daha fazla sürmesine izin vermeyin !
LÜTFEN evlat edinin, satın ALMAYIN !

Sokak hayvanları bloğuna teşekkür ederim...

11 Ocak 2012 Çarşamba

Xena veya Zeyna

           Evet yazımın başlığı Zeyna ,benim hayvanseverliğimi,köpeklere olan sevgi ve merağımı bilmeyen yoktur.Zeyna sokakata gözlerini kaybetmek üzere perişan ve bitkin bir halde bulundu.Beni kurduğum köpeğim ve ben grubundan ( http://www.facebook.com/groups/kopegimveben/ ) bir arkadaşım aradı ve durumu anlattı.araba bindim ve zeynayı görmeye gittim;evet zeyna 3  yaşlarında dişi ve gözlerine katarakt inmek üzere olan bir Rottweiler'dı.onu veterinere götürdüm sağlık taramasını yaptırdım,ilaçlarını aldım ve kendi köpeğim olan Rocky'nin yanına götürdüm ve şu anda tedavisi devam ediyor ve çok mutlu...
           Zeyna Rocky ile bahçede koşarken ona bakıp aklıma onlarca fikir ve acabalar geldi...Acaba Zeyna dile gelse hayatını bize nasıl anlatırdı, neler yaşadı 3 veya 4 yıllık ömründe, ne acılar çekti,o safkan bir ırktı,onu alan mutlaka hevesle aldı,belki tabiri caiz ise onu yavrulatma makinası gibi kullandı ondan yavru aldı, yahut hevesi geçti sokağa attı,hayır belki de gözleri kötüleşince bir tekme de zeyna ya o vurdu...vs. ama Zeyna ortada kalmadı onun sıcak bir yuvası var, maması önünde ve koşup oynayacağı koca bir  bahçeye sahip...
           Peki onu sokağa atan, unutan ne halde, Allahın bir adaleti olduğunu hiçmi düşünmüyor....



30 Aralık 2011 Cuma

Yeni Yılınız Kutlu Olsun...

Yeni yılınızı kutlar gönlünüzden ne geçiyorsa size onu getirmesini temenni ederim...

İlgisiz toplum ve çıktıları....

       İnsanın bazen aklı almıyor neden insanlar etrafında olan bu kadar olaylara nasıl kayıtsız kalıyor diye.Tepki koymak veya övmek bu kadar zor bir şey olmasa gerek,insanlar  bir şey söyleyecek olsa ağzını açsa bir şey olacak diye susuyor ve görmezden geliyor. Herkesin malumu olan genel konulardan bahsetmek istiyorum burada zaten özele indirgersem sayfalar yetmez, bugün televizyonlarımızda oynayan dizilere ve konularına bakın; rezilliğin biri bin para, çarpık ilşkiler hat safhada, ne bizim örfümüze, ne de adetlerimize uygunlar ama tepki yok, hatta bunlar reyting yapmadığı halde topluma reyting yaptı diye lanse edilerek içimize sokulmaya çalışılıyor, hayvanlar uzakta değil etrafımızda öldürülüyor, zulüme maruz kalıyor ama  sahip çıkılmıyor tepki konulmuyor, tepki koyanlara  da angarya işle uğraşan hastalıklı veya psikolojisi bozuk, işi tükenmiş hayvanlarla uğraşıyor gözü ile bakılıyor, sorsan müslüman, sorsan merhamette sana laf bırakmaz, peki hayvanlara böyle insanlara farklı mı bu tip insanlar? Hayır,insana da merhametsiz ve gaddar bu tipler çünkü; insana da duyarsız...Bu zümre ve bu tip insanların eline düştüğünüzde veya ihtiyacınız olduğunda aynı gaddarlığı kendinize de görürsünüz, bu makamıyla olur, parasıyla olur veya manevraları ile olur, işte tepki burada da devreye girer ama makamı var deriz veya parası var idare et deriz veya o konuşur gücü var deriz...Toplum içinde  insanların birbirlerini  etkileyen ve baskı altına alan içsel bir zümre var; ya tepki koymaz veya tepki koyana mani olur...İnsanlar elbette bir değil çatışmalar olur ve olması da lazım,çatışma olmaz ise doğrular bulunmaz.Fakat; insanların ve toplumların birlikte çatışmadan duracağı değerlerde olması lazım, merhametsizliğe, gaddarlığa ve zulme.Buralarda ince bir çizgi yok kalın bir çizgi var ve net.Ben umuyor ve diliyorum,zulüm edenler,gaddarlık yapanlar er veya geç tepki alacaklar,eğer ilgisiz bir toplum olursak çıktıları da  kadın cinayetleri, anne babayı dövmeler ve öldürmeler, hayvanları sokak ortasında zehirlemeler olarak ağır ve tarihsel sonuçlar olarak ortaya çıkar.2011 yılı kadına şiddet ve cinayetlerde rekor bir yıl oldu...
        Buradan çıkarılması gereken sonuç şu; tüm toplum bireyleri başını iki elinin arasına alıp tekrar düşünecek ve şunu diyecek  "biz toplum olarak nereye gidiyoruz, hoşgörü ve  merhamet bizim neremizde kaldı" özümüzden kopmadan sağlam bireyler ve sağlam evlatlar yetiştirmemiz gerekiyor,çünkü; bizim atalarımız merhametsiz ve gaddar değildi...
         İnsana da hayvana da zulüm edene ,gaddarlık yapana tepkimizi korkmadan koyalım,koymak isteyip çekinenleride yüreklendirerek destekliyelim...Bu ülke, bu toplum ya düzelecek,ya  da düzelecek...