10 Nisan 2014 Perşembe

Amin Amin Sonsuz Kere Amin...

Amin Amin Sonsuz kere Amin...
Zafer, secdesiyle gelir! Rabbim, su da senin toprak da! Sen seni söyleyen bu adama atılacak çamuru onların acizliğine gark et!

Sen kalbine ve alnına kefil olduğumuz bu adamı ihanetin kurağından rahmetinin bereketiyle arındır!
Sen onun sırtındaki ok yarasını aramızda paylaştır, onu çilesine de müjdesine de sadık Ebubekir yüzlü dostlarla karşılaştır. Onu uğradığı iftiraların yalnızı değil, göreceği zaferin kalabalığı kıl!

"Bunlar" bir mazlumun hırkasını köpek dişlerinin arasında kanatmak istediler! "Bunlar" bir yetimin kursağına ekmek müjdesi olan bu adamı taşlamak istediler! "Bunlar" bir öksüzün omzunda anne ninnisi olan bu adamı devirmek istediler! "Bunlar" Esma'sına ağlayan bir babanın gözyaşını vurmak istediler! "Bunlar" senin adını söylerken gürleyen bir ırmağı kurutmak istediler! "Bunlar"senden gelecek olanın sakini zalimden gelecek olanın yiğidi bu adamın cesaretini kırmak istediler! " Bunlar" vicdanın acemisi, zalimliğin ustası , fitne hamalı "bunlar" !!! Suçu sadece sana ettiği secde olan bu adamın kıyamını susturmak istediler!

"O" senin yarattığın sabra vicdana ihanet etmedi bekledi! Şahidiz. "O" hasta yatağında ona dua edenlere amin demeyi ertelemedi, ne alında ter kuruttu ne de vefayı unuttu! Şahidiz. "O" Sadece affına sığındığımız senden korkarak, ve öfkesi putu olmuşlara bir İbrahim ahı dağıtarak yürüyen adam! Şahidiz.

Rabbim! Vicdanlarımıza ayet ayet indirdiğin Fetih Suresini okut! Yalnızlığı gür adamların kalabalığı olmak için sesimiz alnımızdan önce gitsin secdeye. Bizi Karıncayı bile incitmeyen sözlerin sarrafı bu adama duacı kıl!
Bize Kendimiz için istediğimiz rahmet rüzgarını başkalarının dallarına da değsin diye çaresizliğe üfleyen gam ortakları olduğumuzu hatırlat! Bize bütün bu vicdan eşkiyalarından, leheb sağanığından, kardeş kanından azad edecek bahar hicretini yaşat!

Rabbim.. Şu zor günlerin vahasına bir zafer yağmuru yağdıracak olan sen.. Bu adamı, bu hakikat erini, yetimin baba kucağını, öksüzün ninnisini, zalimin korktuğunu, mazlumun sevdiğini zafersiz bırakma!
Ona öyle bir zafer yaşat ki uğradığı iftiranın acısını bozguna uğrayanların yüzlerini görünce unutsun! Amin..

4 Ekim 2013 Cuma

4 Ekim Hayvanları Koruma Günü

Hayvanları sevenler, insanları daha içten severler. Hayvan dostları mutlu olmayı sevgide ararlar. Hayvanları koruyalım. Hayvanlara eziyet etmeyelim. Hayvanları sevelim. Onlara yardımcı olalım. Hayvanları Koruma Günü'nde öğrendiklerimizi yaşam boyu uygulayalım...http://hakantrump.com/detay.asp?id=33

9 Mart 2012 Cuma

Yaşayarak Öğrenmek


Napolyon bir gün tek başına düşman askerlerden kaçerken, küçük bir dükkana girer. Dükkan sahibi, Napolyon’u saklar ve onu kovalayan düşman askerlere de şu tarafa kaçtı diye yanlış yol gösterir. Nihayet bir süre sonra, Napolyon’un askerleri de olay yerinde bitiverir. Dükkan sahibi, ömründe bir daha karşılaşmayacağını düşündüğü Napolyon’a merak ile şöyle bir soru yöneltir;
-“Efendim, af buyurun ama ölümle bu denli burun buruna gelmek nasıl bir duygu ki?”
Napolyon birden öfkelenir; ve
-“Sen kim oluyorsun da benimle böyle dalga geçerek konuşuyorsun? Bu ne cüret! Askerler, bağlayın bu densizin gözünü ve hemen kurşuna dizin” diye talimat verir.
Dükkan sahibi gözü bağlı tir tir titremektedir. Büyük bir korku içerisinde, yaptığına pişman olur. “Tutamadım çenemi, ben ne yaptım, durup dururken ölüp gideceğim” der.
Kısa bir süre sonra; arkasından bir el uzanır ve gözündeki bağı açmaktadır. Adam bir döner ki arkasına; uzanan el Napolyon’un elidir. Şöyle der Napolyon;
“İşte Böyle Bir Duygu! Yaşayarak Öğrenmek, Bedeli En Yüksek Öğrenme Biçimidir.”
Yaşayarak öğrenmek, hayatın içerisinde edindiğimiz deneyimlere sahip olabilmektir. Deneyim sahibi olmak, yıllanmak veya çok yaşamak değildir. Yaşadıklarımızdan bir şeyler öğrenebilmektir. Sahip olduğumuz deneyimlerden aldığımız farkındalık ve algılama ile deneyim kazanabilmektir. Öğrenmeye olan merakımızın her geçen gün artıyor olması, bizi ilim sahibi insan yapar. Yaşayarak öğrenmek, ilim marifetimizin çoğalması ile alakalı bir süreçtir.
Yaşamın her alanındaki, deneyimlerimiz aracılığı ile öğrendiklerimiz, bizi güçlendirir. Örneğin, evlilik öncesi aile hayatı çok önemli deneyim zenginlikleri ile doludur. İnsanoğlu, aile kurmadan önce kendi ailesinde algıladıkları veya edindiği tecrübeler ile birtakım farkındalıklara sahip olur. Bunlar, evlilik hayatında çok işe yarayacak deneyimlerdir. Ancak çoğumuz, başlangıçta bu ince nüansları ve detayları fark edemeyiz. Evlilik öncesindeki aile hayatımız, olumlu veya olumsuz birçok yaşanmışlıklar ile dolu olabilir. Çocukluğumuzda, ebeveynlerimizin bize olan tavır ve davranışları birçok mesaj içerir. Anne babalarımızın birbirine olan davranışları, eşler arasındaki ilişki ve iletişim için gördüğümüz en temel örneklerdir. Ebeveynlerimizin, kendi ebeveynleri ile olan ilişkilerinin her biri, bizim için başlı başına kaynak içerir. Aile içerisinde edindiğimiz herhangi bir davranışı, farkında olmadan eşimize uygularken bulabiliriz kendimizi. Çocukluğumuzda, ebeveynimizden gördüklerimizi, farkında olmadan, kendi çocuğumuza uygularız. Bakışı ile hayır diyen bir baba ile büyüdüysek, bir de bakarız ki bizde kendi çocuğumuza bakışımız ile hayır diyebiliyoruz. Yaşlılara ve çocuklara öncelik tanınan bir ortamda büyüdüysek, kendimiz de farkında olmadan aynı davranışa sahip olmuşuzdur. Bir süre sonra, kendi çocuğumuzun da aynı davranışa sahip olduğunu fark ederiz.
Her birimiz, büyüklerimizden edindiğimiz olumlu veya olumsuz her bir şeyi hayata yansıtabilmekteyiz. Büyüklerimizi modeller, aile içinde yaşayarak öğrendiklerimiz ile yol haritalarımızı belirleriz. Ancak önemli olan, hem aile hayatımızda hem de kendimizde olumsuz olan özellikleri yakalayabilmektir. Onlar üzerinde bir emek sarf edebiliyor olmaktır. Sadece kendi yanılgılarımızdan değil, başkalarının yanılgılarından da dersler çıkarabilmektir. Sadece kendi hatalarımızdan değil, çevremizdeki diğer insanların hatalarından da öğretiler elde edebilmektir.

Daha doyumlu bir yaşam stiline sahip olabilmek ise hedefimiz, bedeli en yüksek öğrenme biçimi olan yaşayarak öğrenmeyi ilke edinebilmektir.


Şeyda Küçükel

27 Şubat 2012 Pazartesi

Alman Çoban Köpeği


KARAKTERİ:
Genellikle iş köpekleri olarak kullanılan Alman Çoban Köpekleri, dikkatli, her an tetikte, korkusuz ve heveslidir. Cesur, neşeli, itaatkâr ve öğrenmeye isteklidir. Büyük sadakat ve cesaretleriyle tanınırlar. Sakin bir dost gibidir asla düşmanca davranmaz. Ciddi ve neredeyse bir insan zekasına sahiptirler. Büyük bir öğrenme yetenekleri vardır. Alman Çoban Köpekleri, aileleriyle birlikte olmayı severler ve yabancılara karşı da çok ihtiyatlıdırlar. Bu köpek, ait olduğu insanlarla birlikte olmak ister, çok uzun süre yalnız bırakılmamalıdır. Yalnızca gerekli olduğunda havlarlar. Alman Çoban Köpekleri çok güçlü bir koruma içgüdüsüne sahip olduklarından, yetişkin olduklarında aşırı korumacılıklarının önlenmesi için geniş bir şekilde sosyalleştirilmelidir. Agresif ve insanlara saldırma gibi davranışlar, çoğunlukla kötü yetiştirme, eğitim ve ilgisizliğe bağlıdır. İyi yetiştirilmiş, iyi yönlendirilmiş ve eğitilmiş bir köpek, diğer ev hayvanlarıyla ve ailedeki çocuklarla iyi geçinir. Genç yaşlarda sıkı bir itaat eğitimi almalıdırlar. Alman Çoban Köpeğinizi saygın bir yetiştiriciden satın almanız da oldukça önemlidir. Bazıları çekingen, ürkek ve korkudan ısırmaya yatkın olabilir. Bir yavrunun neslini dikkatlice araştırın. Başarılı ev hayvanları olmaları için bu köpekler, genç yaşta ciddi ve sevgi dolu bir eğitimden geçirilerek sosyalleştirilebilir. Zorlayıcı veya sertlikle verilen eğitimler bu köpeklerde pek başarılı olmaz. Alman Çoban Köpeğinin gerçekten mutlu olması için, hayatta bir görevi olmalıdır. Bu köpek çok zeki olduğundan ve çok çabuk öğrendiğinden, çoban köpeği, bekçi köpeği, polis köpeği olarak ve körlere rehberlik etmekte, araştırma ve kurtarma hizmetlerinde ve de askeri alanlarda kullanılır. Alman Çoban Köpeği, schutzund, izleme, itaat, çeviklik flyball ve ring sporları gibi pek çok köpek etkinliğinde de başarılıdır. Hassas burnu, uyuşturucuların ve davetsiz misafirlerin kokusunu alır ve madenlerde patlama riskine karşı önceden uyarıda bulunabilir veya yerin 4.5 m altındaki borularda oluşan gaz sızıntılarını haber verebilir. Alman Çoban Köpeği, ayrıca popüler bir gösteri ve aile arkadaşıdır.

TARİHÇESİ:
Stephanitz ırkın gelişimini sağlamak için üretim programını "Horand" ve erkek kardeşi "Luchs" ile başlattı.Bu köpekler "Mores Plieningen" ile çiftleştiler."Mores Plieningen"ırkın gelişiminde oldukça pay sahibidir günümüzdeki her Alman Çobanında bu köpeğin kanı olduğu söylenebilir, büyük erkek kardeşinin ise Stuttgart hayvanat bahçesindeki bir kurt olduğu bilinmektedir. Horand'ın meshur oğullarından "Hektor von Schwaben" ikinci sieger olarak tarihe geçti ve ırkın  gelişmesinde önemli bir rol oynadı.Bu köpek kardeşi ile çiftleşerek "Boewulf", "Heinz Von Starkenberg" ve "Pilot3" dünyaya geldi.Fakat akraba arasındaki bu çiftleşmeler bir süre sonra istenmeyen ve orijinalden uzaklaşan yavrular meydana getirmeye başladı.Stephanitz bunu önlemek için akraba olmayan çoban köpekleri "Audifax von Grafrath" ve "Adolo von Graftrath" çiftleşme programına alındı.Stephanitz için bir diğer problem ise ırkın mizacındaki değişiklik ile diş bozuklukları idi ve hemen önlenmesi gerekiyordu.
1925 yılında Stephanitz "Klodo von Boxberg" i Sieger seçti.Klodo diğer köpeklerden derin ve geniş gövdesi,kısa beli,kendine has yürüyüşü ile ayırt edilebiliyordu.Klodo baskın bir erkek olarak yeni Alman Çoban Köpeği'nin habercisi oldu.Klodo daha sonraA.Gilbert (Mareldene Kennels - Hamden Connecticut) tarafından Amerika ya götürüldü ve oğulları ve kızları ile bugünkü kuzey amerika ırkının oluşmasında oldukça pay sahibi oldu.
Stephanitz bu arada Alman Çoban Köpeğinin özeliklerini geliştirmek amacı ile polis kuvvetleri ile işbirliğine girerek iztakip,itaat ve koruma eğitiminii uygulamaya başladı.Bu uygulama bugün "Schutzhund" (Koruma Köpeği) olarak bildiğimiz ve Alman Çoban Köpeği'nin secere alması için gerekli olan test idi ve bu testlerdeki üstün başarısı sonucu Alman Çoban Köpeği kısa sürede polis kuvvetleri ve diğer birimler tarafından beğeni topladı ve sıkça kullanılmaya başlandı.
Daha sonra  bu teste  12 mil dayanıklılık"(AD)"-"B" testi(Jürinin Schutzhund eğitimine köpeği kabul etmeden önce uyguladağı test) kalça çıkığı ve değerlendirmesini içeren "a"(HD Befund Zuerkant) raporu ve köpeğin yetiştirilmesine, soyunun devamına not veren KKL-1(Koerklass)(Üretim  İçin Önerilen) ve KKL-2 (Üretime   Uygun)dereceleri  eklendi ve Schutzhund 3 derecesini alan köpek V-A (Mükemmel Seçim)derecesi ile ödüllendirildi.
Bu arada ırkın başarısını gören ve kendi ülke ırklarını dünya ya tanıtmaya çalışanlar Alman Çoban Köpeği için medya yoluyla bir karalama kampanyası başlattılar ve bu köpeğin kullanılmasını önlemeye çalıştılar.Bu köpek gerçekten güvenilir bekçi,iyi bir çoban köpeği mi ? yoksa çiftlik hayvanlarımızı yiyen ve çocuklarımızı her fırsat bulduğunda ısıran bir canavar mı? gibi sorular ve  asılsız haberler ile kamuoyunu uzun süre meşgul ettiler. Hatta bu kampanya ırkın gelişmesini kısa süre etkiledi bile.Ancak Alman Çoban Köpeği bu haksız karalama kampanyasına gereken cevabı vererek popülaritesini yeniden kazanmasını bildi.İngilizler'de köpeğin kendi sınırları içerisinden Alsatian adlı yöreden dünyaya yayıldığını belirterek köpeğe sahip çıktılar ve köpeği Alsatian olarak çağırmaya başladılar.
Alman Çoban Köpeği'nin diğer ülkeler tarafından benimsenmesi ve kullanılması 1.Dünya Savaşı ile başlar.Almanya bu savaşta Alman Çoban Köpeklerini geniş bir biçimde savaş köpeği, telefon hattı çekme,cephanelik ve esir kamplarını koruma,kızılhaç köpeği,iz takip köpeği mesaj köpeği olarak kullandı
1899 yılında Max Von Stephanitz Karlsruhe kentindeki bir şovda  orta boyda gri-sarı renkte bir köpek dikkatini çekti.Bu köpek uysal.güçlü,dayanıklı bir görünüme sahipti.Bu köpek "Hektor Linksrhein" idi.Stephanitz bu köpeği satın alarak adını "Horand Von Grafrath" olarak değiştirdi.Birkaç hafta sonra 22 Nisan 1899 yılında Stephanitz , Arthur Meyer ve dokuz arkadaşı ile birlikte bugün de dünya'nın en köklü ve en kapsamlı köpek kulubü olan aynı zamanda Alman Çoban Köpekleri'nin seceresini tutan "Verein Für Deutsche Schaferhunde" (SV) kurdu ve "Horand von Grafrath" SZ1 secere numarası ile kaydedilerek ilk Alman Çoban Köpeği ünvanını aldı.Stephanitz ölüm yılı olan  1936 yılına kadar bu kurumun 37 yıl başkanlığını üstlendi.

Rin-Tin-Tin 24 ayrı filmde başrol oynayarak ırkın tanınmasında   oldukça önemli bir pay sahibi oldu.Rin-Tin-Tin 8 Ağustos 1932 yılında 14 yaşındayken öldü.Bu gün de Rin-Tin-Tin'i Red Kit'in dostu Düldül'ün belalısı olarak izlemekteyiz.   Rin-Tin-Tin  kariyerinin doruğunda iken haftada 20.000 adet mektup aldığınıda burada belirtelim.
Savaş sonrası ise Almanya'da yeni kanlar  adını duyurmaya başladı.Bu köpekler   ileride büyük rol oynayacak "Axel Von der Deininghauserhide - Rolf von Osnabruecker land ve Hein v.Richterback idi.
Daha sonraki yıllarda ise "Quanto Wienerau" Canto Wienerau" " Mutz vd Pelztierfarm" ve "Marko v Celler Land" adlı köpekleri görmekteyiz.Quanto kendinden sonra gelecek olan ırklara orta boy,düşük yapı,güçlü kemik ve baş ve ön bacaklar,gibi özellikler aşıladı "Lasso di val Sole" ve "Dick Adeloga"  kendisinin oldukça meşhur oğullarıdır.Quanto serisi ileride "Uran v Wildsteiger Land" ile devam etmiştir.Canto yalnızca dört yıl yaşamasına rağmen Almanya'da büyük yankılar uyandırdı.Yapısı ,enerjisi,show köpeği olarak güzelliği  ile diğer ülkelerin ısrarla sahip olmak istediği bir köpek oarak adından çokça bahsettirdi..Meşhur oğullarından "Canto Arminius" ise çok önemli bir yere sahiptir..
18.Yüzyılın ortasında bu ırkın tarihsel anlatımını bitiriyoruz.Alman Çoban Köpeği 1899 yılındanbu  günümüze kadar değerini yitirmeden insanların beğenisini kazanmaya ve ihtiyaç duyduğumuz alanlarda  bize yardımcı olmaya devam etmektedir.

OLMAK YADA OLMAMAK

      İnsan bir şey olmalı veya bir başka deyişle olmak istediği şeyin içinde kaybolmalı,en ufak bir sinek üzerinde çalışıyorsa bile sinek olmalı adeta veya başlamamalı,hani bir laf vardır ya  en kötü karar,karasızlılıktan çok daha iyidir,insan kararsız olmamalı,bir kere karar verdimmi o yolda gemileri yakmalı ve gereğini yapmalı,başarmak veya başaramamak ayrı bir konu,olur veya olmaz,insan üzerine düşeni yapmalı ve tevekkül edip gerisini allaha bırakmalı,biz üzerimize düşeni yapacağız,çünkü yaratan biz değiliz,yaratıcı tekdir ve o karar verir.
      Bazı insanlar işe başlamadan mazaret üretmeye başlıyor veya işe başlayıp olmayacak diye işi yarım bırakıyorlar,belkide işin sonuçlanmasına bir adım daha kaldı ve o adımı atmadığı için başarısızlıkla sonuçlanıyor,işin daha kötü tarafı,bu başarısızlık genelleştiriliyor ve diğer insanlarında denemesine mani oluyorlar.
      Yaratan bile duada ısrarı seviyor ve istiyor,insan istiyorsa azmetmeli ve ısrar etmeli.

20 Şubat 2012 Pazartesi

O olmak mı? Onun gibi olmak mı?

       Bir gençlik hevesinden veya bir hevavü heves den bahsetmiyorum.İnsanın mutlaka bir ideali vardır olmak istediği veya ulaşmak istediği birisi illaki verdır,ama insanların çoğu bunu söylemekten çekinir veyahut da sırrı bozulur diye kimseye söylemez ama içinde bir idolu,bir hero su bir kahramanı vardır.Burada karışan onun yerinde olmak istemek mi,yoksa bulunduğunuz yerde onun kişiliğine veya  bir başka deyişle onun davranışlarına sahip olmak mı?İşte bence önemli olan nokta bu.
       Onun yerinde olmak isterdim.Bunu çokca duyarız ama bu kelime bana göre fazla düşünülmeden direkt söylenen bir kelime ki yarın daha iyisini görse veya haleti ruhiyesine göre başka birisi içinde onun yerinde olsam denecektir,diyecektir,burada düşünülmesi gereken onun yeri her açıdan iyi mi acaba veya onun yerinde olmak senin için hayırlı mı acaba.Buralar,bu noktalar önemli üzerinde düşünün
       Onun gibi olmak,kişi bazı emarelerinin, kahramanı veya idolündeki gibi olmasını isteyebilir,işte bu noktada kuantum,psikoloji,tecrübe devreye girer olur mu?ben bilemem sizin ne kadar istediğinize bağlı onun gibi olabilmek,yıllardır araştırılan ve tartışılan bir konu da yine bu nokta da devreye girer kişilik kopyalanabilir mi?Sizce?

17 Şubat 2012 Cuma

Vicdanı Sızlatan Mektup

Sahibim , o benim , Bonnie, bu mektubu yazan senin aşkın .

      Ben hayvanlar cennetindeyim . Arabayla seyate çıktığımızda , durdun ve dedinki ; hadi bonnie dışarı , bende hemen arabadan atladım , sende arabanın kapısını kapatıp arabayı sürmeye başladın . İlk başta düşündüm'ki beni korkutacaksın , araba uzaklaşıp görünmemeye başlayınca , anladımki beni yalnız başıma bıraktın . O an içime korku girdi ve üzülmeye başladım . Hemen senin peşinden koştum , ama seni yakalamak imkansızdı . Gittiğin yönden yürümeye başladım ; Nereye gittiğini bilmeden . Gittiğin yönden giderken bana bir araba çarptı ve ben çukur boşluğuna savruldum ; Farkettimki hiç biyerimi hareket ettiremiyorum . Evet şimdi orda kıvranmış acılar içerisinde yatıyorum , o ağrılarımla seni çağırdım , ama sen çok uzaklaşmıştın .sen ise sehatine doğru yol aldın .
    Uzun saatler acılar içinde geçti , evet ölüm geldi ve beni götürdü .Şimdi hayvanlar cennetindeyim .Kalbim öyle kırıldı'ki , acılar içinde . Lütfen bana söylermisin , bunu bana niye yaptın ? Beni o kadar az mı sevdin ?
Benim gibiler burada çok , aileleri sokağa bırakmış , burda hepsinin kırık bir kalbi var .
Seni ve beni yaratan allah ,seni affetsin . Seni o kadar çok seven bonnie

yazan : Eva-Maria Fischer-Popaj , Bad Homburg